2008 Haziran | iNadına Türbanlıyız

iNadına Türbanlıyız

Baş Örtüsü & Eşarp ve Türban - Güzellik - Cinsellik ve Bakım & islami Kadın Dünyası ve Gelinlikler & islam ve Estetik & Dini bilgiler & islami Bilgiler



Kadınlarla İlgili Temel İlkeler

1- Kadın insan olma açısından erkek gibidir :
Daha önce, diğer toplumlarda Kadın insanmıdır, değilmidir; tartışması yapılmaktaydı. Kimisi akıllı hayvan, kimisi yarım kalmış bir erkektir diyordu. İslam;ın kadınlar hakkında getirdiği temel islahatlardan biri budur.
Cenab-ı Hak buyuruyor . Ey insanlar sizi tek bir nefisten yaratan Rabbinizden korkun (Nisa süresi 24)
Allah resülü buyuruyor : Muhakkak kadınlar erkeklerin bir parçasından başka bir şey değildir;

2- Daha önceki din adamlarının kadına yapıştırdıkları lanetlik durum bertaraf edildi.

3- Kadın dindar olmaya, iman ve ibadete ehliyetlidir :
Eğer iman edip ibadet yaparsa cennete girer. Küfredip isyan ederse cezalandırılır. Bu konuda erkekten hiçbir eksik yönü yoktur.
Cenab-ı Hak buyuruyor :
Erkek ve kadından kimi inanmış olarak bir iyilik yaparsa onu hoş bir hayatla yaşatırız. Ahirette ise onların ücretini yaptıklarının en güzeliyle veririz.(Nahl Suresi 97)
Rableri onlara karşılık verdi : Ben sizden erkek kadın, hiçbir çalışanın işini zayi etmiyeceğim. Hep birbirinizdensiniz. (Al-, İmran Suresi 195)

Bu temel esas Kuran-ı Kerimin birçok ayetinde vurgulanmıştır.
Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, itaata devam eden erkekler ve itaate devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar. Allaha gönülden saygılı erkeler ve saygılı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allahı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar, işte bunlar için bağış ve büyük bir mükafat hazırlanmıştır.(Ahzab Suresi 35)

4- İslam, kadına miras hakkı tanımıştır :
Küçük olsun, büyük olsun, evli olsun bekar olsun, isterse annesinin karnında bir kız çocuğu olsun, ona her durumda miras hakkı vermiştir.

5-İslam eşler arasında hakları tanzim etmiştir :
Kadına da erkeğin hakları gibi haklar tayin etmiştir.
Cenabı Hak Buyuruyor:
Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları bir derece daha fazladır. (Bakara Suresi 228)

6- İslam Boşanma Meselesini düzene Koydu :
Erkeğin bunu oyuncak haline getirmesi ve bu konuda diktaya başvurması engellenmiş oldu. Boşanmaya bir sınır koydu bu sınır talaktır. Önceden araplarda bunun sınırı yoktu. İslam talakın meydana gelmesi için belli bir zaman tayin etmiştir. Boşanmanın tesiri için bir iddet müddeti vardır. Bu zaman kadın ve erkek için yeniden düşünüp taşınma imkanı sağlar.

7- İslam evlenilecek kadınların sayısına sınır koydu :
Bu sınırı dört kadınla belirledi. İslamdan önce araplarda ve çok evliliği kabul eden milletlerde daha önce, herhangi bir sınır yoktu.

8- İslam kadında bulunduğu söylenen uğursuzluğu nehyetti :
İslam öncesi arapların ve diğer milletlerin kadında bulunduğuna inandıkları uğursuzluk telakkilerini kökünden kazıdı.
Cenab-ı Hak buyuruyor :
Onlardan birine kız müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolarak yüzü kapkara kesilir, kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı milletinden gizlenirdi. Onu utana utana tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün! Ne kötü hükmediyorlar. (Ahzab Suresi 58-59)

9- İslam Kız Çocukların Katlini Yasakladı :
İslamdan önce diğer toplumlarda kız, ya diri diri toprağa gömülüyor veya putların önüne bırakılıyor, ölünceye kadar orada kalıyor yahut da herhangi bir dilek için kurban ediliyordu. Kızının ileride birinin karısı olmasından kendince ar duyan, bunun için de kızını diri diri gömen babaya Kuran sert bir biçimde tenkit eder:
Kız çocuğun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman; (Tekvir suresi 8-9)
Beyinsizlikleri yüzünden, körü körüne çocuklarını öldürenler ve Allahın kendilerine verdiği nimetler, Allaha iftira ederek haram sayanlar mahvolmuşlardır; onlar sapıtmışlardır, zaten doğru yolda da değillerdi.(Enam Suresi 140)

10- İslam, kadın erkek arasında yargı eşitliği getirdi :
İslam hukuku ister bir erkek, ister bir kadın katil olsun, öldürene ölüm cezası verir.
Hz.Ömer zamanında bir kadını erkekler birlikte öldürmüşlerdi. Katil erkeklerin öldürülmeleri için Hz.Ömer emir verdi ve hepsi öldürüldü.
İslam zina için, erkekle kadına aynı cezayı getirdi. Kadına karşı işlenen suçlar, ister şahsına, ister malına, ister şerefine karşı olsun erkeğe karşı işlenelerle aynı seviyeye getirildi. Hatta bazı konularda kadın hakkına daha çok önem verilmiştir.
r0;Bir erkek iffetli bir kadına zina isnad eder de, sonra dört şahid getiremeyenlere seksen değnek vurun, ebeddiyen onların şahitliğini kabul etmeyin.(Nur Suresi 4)

11- İslam kadına mülkiyet hakkı verdi:
İslam, kadına mülkiyet hakkı, aynı zamanda sorumluluk vermiştir. Avrupa 1882de çıkarılan bir kanunla ancak evli kadınlara mülk edinme hakkı tanıdı.
Kurran bu husuta şu hükmü koyar:
Erkeklere kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. (Nisa Suresi 32)

12- İslam, kadınında eğitimine önem verdi :İslam, kadını cehaletten kurtarmış ve onun durumunu yükseltip şerefli kılmıştır. İslam tarihinde bunun örnekleri çoktur. Eğitilmiş müslüman kadınlar eğitim ve öğretime büyük yardım yapmışlardır.

13- İslam, kadına ikram edilmesini emretmiştir :
İslam kadına, kız olsun, eş olsun, anne olsun hep ikram edilmesini emretmiştir.
Biz insana, ana babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. anası onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu.
(Ahkaf Suresi 44)
Bir adam Resullulaha gelerek, ben Allah yolunda cihad etmek istiyorum, dedi. Resulullah ona dedi ki: r0;Anan sağ mıdır?Adam evet dedi. Allah Resulü:Onun ayağına dikkat et cennet oradadır buyurdu.


Evlilikte Kadına Verilen Değerler Nelerdir

Insanlarin dünyevi deGerler üzerine kurduklari birliktelikler çok kisa sürede yerini bikkinliGa birakabilmektedir. Evlilik kurumunda da bu duruma sik sik rastlanabilmektedir. Insanlar, saygi ve sevgilerini dünyevi deGerler üzerine kurduklarinda, bu deGerlerde herhangi bir deGisiklik olduGunda, bu duygularini da hemen yitirebilmektedirler. Sevgi, saygi, sadakat gibi kavramlar, güzellik, zenginlik, saGlik, makam ya da itibar gibi ölçülere dayandirildiGinda, bu sonuç neredeyse kaçinilmaz hale gelmektedir. EGer insan sevgisini karsisindaki insanin yalnizca güzelliGine dayandirmissa, bu kisi elbette zaman içerisinde gençliGini, saGliGini, güzelliGini yitirecek, dolayisiyla sevgi, saygi ve sadakat de bununla beraber yok olacaktir. Ayni sekilde zenginlik, itibar ya da makam gibi deGerler de, kolaylikla elden gidebilecek özelliklerdir. Kendisine bu deGerleri ölçü alan bir insan, bunlarin kaybedilmesi durumunda artik karsisindaki kisiyi sevebilmek, ona saygi duyabilmek için kendince hiçbir sebep bulamayacaktir

Sevgiyi, saygiyi ve sadakati kalici kilan, iman, Allah korkusu ve güzel ahlaktir. Bir insani, imani ve ahlaki için seven kisi, evlilik konusunda da karsisindaki kisiye karsi son derece saygili, sadik ve güzel ahlakli olacaktir. Ne gençliGini, saGliGini ya da güzelliGini zaman içerisinde yitirmesi, ne de zenginlik, itibar gibi özelliklerini kaybetmesi, bu kisinin sevgisine ve karsi tarafa verdiGi deGere bir etki edemeyecektir. Bu kisi, imani ve Allah korkusu nedeniyle sartlar her ne olursa olsun, hiçbir zaman için karsi tarafi huzursuz edecek, sikinti duymasina neden olacak bir tavir içerisine girmeyecektir. Kuran ahlakina uygun olarak her kosulda, sefkat, merhamet, adalet ve hosgörüyle yaklasacak, bunun

Allah’in kendisine yüklediGi önemli bir sorumluluk olduGunun bilinciyle hareket edecektir. Allah Kuran’da evlilikte kadin ve erkeGin birbirlerine karsi olan sorumluluklarini “… Onlar, sizin örtüleriniz, siz de onlara örtüsünüz…” (Bakara Suresi, 187) ayetiyle bildirmektedir. Allah bu ayetle birlikte, insanlara kadin ve erkeGin evlilikte birbirlerine karsi esit yükümlülükte olduklarini da hatirlatmaktadir. Allah’in ayette bildirdiGi ‘örtü’ ifadesi, taraflarin birbirleri üzerindeki koruyucu ve gözetici vasiflarini ortaya koymaktadir. Bu ayetle, ayrica kadin ve erkeGin birbirlerini tamamlayici özelliklerine de dikkat çekilmektedir.

Bunun yani sira Allah bir baska ayette de “Onda ’sükun bulup durulmaniz’ için, size kendi nefislerinizden esler yaratmasi ve aranizda bir sevgi ve merhamet kilmasi da, O’nun ayetlerindendir. süphesiz bunda, düsünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardir.” (Rum Suresi, 21) ifadesiyle, evlilikte ’sevgi ve merhamet’ kavramlarinin önemine dikkat çekmistir. Iman edenler evlilikte, karsilikli olarak, birbirlerini Allah’in kendilerine olan bir nimeti ve emaneti olarak görür, bundan dolayi da birbirlerine büyük deGer verirler. Her türlü eksiklik ya da hata karsisinda sevgiyi ve merhameti esas alarak hareket ederler. Kuran’a uygun bir tavir göstermenin her zorluGun üstesinden gelmelerini saGlayacaGini ve karsilastiklari sorunlari çözüme kavusturacaGini bilirler. Bu da, Allah’in ayette belirttiGi gibi, evliliGin mümin kadin ve mümin erkek için birbirlerinde ‘huzur ve sükun bulmalarini’ saGlayan bir nimete dönüsmesine neden olur.

Allah Kuran’in, “… birbirinize katilmis (birleserek içli-disli olmus)tiniz…” (Nisa Suresi, 21) ayetiyle, evliliGin kisiler arasinda saGladiGi samimiyete ve yakinliGa da dikkat çekmistir. Iman edenlerin evlilikteki bu samimiyetlerini, yakinliklarini ve birbirlerine deGer vermelerini saGlayan, bu kimselerin ahirette de sonsuza kadar sürecek bir birlikteliGi amaçlamis olmalaridir. Gerçek sadakat bu düsünceyi gerektirir. Aralarinda, menfaatlere dayali geçici bir sevgi söz konusu olmadiGi ve ahirette sonsuza kadar beraber olmayi hedefledikleri için, birbirlerine karsi çok sadik, yakin, dürüst ve samimi olurlar


İslamda Cihad ve Kadın

İslâm hukûkuna göre kadın, askerlik yapmak ve harbe iştirâk etmekle mükellef değildir. Erkekler için;

“Cennet, kılıçların gölgeleri altındadır..” (154) buyurulurken, kadınlar için de;

“Cennet, annelerin ayakları altındadır.” (155) buyurulmaktadır.

Aslında kadın; dîni, milleti ve memleketi için en samîmî çalışan bir insandır. Bütün bir milletin “insan gücü” nü hazırlayan, yetiştiren ve vatana bağışlayan, hep fedâkâr kadınlardır. Kadınlar, gerçekleşmeden önce harplerin ve gazâların çilesini çeken, gerçekleştikten sonra da ızdırâbını sînesinde duyan çilekeş insanlardır.

Kadının, illâ cephede bi’l-fiil savaşması mecbûrî değildir. Fakat bu, kadının hiç bir sûrette bu tür hizmetlere katılamayacağı anl—– gelmez. İslâm hukûkçularına göre, düşman, tâ memleketin içine doğru hücûm eder ve iş, bir ölüm-kalım savaşına dönerse, kadınlar da harbe iştirâk ederler. (156) Nitekim İslâm Târihinde bunun örnekleri çoktur.

Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in devrinden günümüze kadar İslâm kadını, hem ordular için dünyânın en cesûr mücâhidlerini ve en mert yiğitlerini yetiştirmiş, hem de zaman zaman bizzat harbe iştirâk ederek büyük kahramanlık örnekleri vermiştir.

Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz zamanında, kadınlık, İslâm uğrunda ilk şehîdini vermiştir. Kadın, İslâm’ın en ızdıraplı Mekke devrinde dîni uğrunda erkekle birlikte her türlü işkenceye katlanmış, gerektiğinde yurdunu terkedip hicret etmiş, müslümanlara tatbik edilen muhâsara ve açlık yüzünden gözü önünde cân veren evlâdının dayanılmaz acısını çekmiştir.

Kadın, İslâm ordusunun yaptığı seferlerin bir çoğuna katılmış ve ordunun yaralı gâzîlerini nakil ve tedâvî etmek, şehîdleri taşımak, mezâr kazmak, yemek pişirmek, su taşımak, levâzım muhâfızlığı yapmak gibi birçok hizmetler îfâ etmiştir. Ayrıca, bizzat kılıç ve ok kullanmış, düşmanları öldürmüş, kendisi de gâzî veya şehîd olmuştur.

Çağımızda ise, savaş metodları değişmiş olup artık eğitim ve kültür savaşları yapılmaktadır. Ana hedef, müslüman hanımının örtüsü, hayâsı, iffeti ve çocuğudur. Günümüzün müslüman kadınının en büyük cihâdı ise, nâmûsunu korumak, çocuğunu küfür ve ahlâksızlık batağından kurtarıp, îmânlı bir nesil olarak yetiştirmek, kocasına itâat etmek ve İslâm’a uygun örtünerek Allâh’a kulluk etmektir. Bütün bunları başaran kadın, gerçek bir mücâhidedir. Bu cihâdın bayrağı, onun şerefli örtüsü, silâhı da, yetiştirdiği îmânlı gençliktir.