Kadın ve Sağlık

Bir sigara bile doğurganlığı azaltıyor

date 20 Oca 2009 | category Kadın ve Sağlık

Hollandalı bilim adamlarının yaptığı araştırmaların sonuçları, günde bir sigara içen bir kadının doğurganlık şansının bile hiç içmeyenlere göre yüzde 28 oranında azaldığını gösterdi. Sonuçları, İngiltere’nin ünlü Human Reproduction dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, sigara içen kadınların sağlıklı doğum yapma şansları da üçte bir oranında azalıyor.

Sigaranın kadının doğurganlık yaşını en az 10 yıl azalttığını da belirten Hollandalı bilim adamları, 30 yaşındaki sigara içen bir kadının, 40 yaşında hiç sigara içmemiş bir kadınla aynı doğurganlık problemlerini yaşadığını bildirdi.

Bilim adamları, bebek sahibi olmak isteyen kadınlara, sonuçları ciddiye alıp bir an önce sigarayı bırakmaları tavsiyesinde bulundu.

Her 6 çiftten birinin kısırlık sorunu yaşadığı İngiltere’de, her yıl 44 bine yakın kadının bebek sahibi olabilmek için uzman yardımına başvurduğu belirtiliyor. İngiltere’de her 4 kadından birininsigara içtiğine ve bu rakamın özellikle gençler arasında giderek arttığına işaret ediliyor.
Bir sigara bile doğurganlığı azaltıyor

Sigara kullanan bayanlar dikkat

date 20 Oca 2009 | category Kadın ve Sağlık

Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi klinik şeflerinden Doç. Dr. Melahat Dönmez Kesim, yapılan çalışmalarda aşırı sigara tüketen bayanlarda magnezyum ihtiyacının günlük gereksinimin iki katına çıktığını ifade etti.

Magnezyum eksikliğinde sinirlilik, uyumsuzluk, iştah kaybı, depresyon, kas krampları ve kasılmaları, kalp ritminde bozulmalar, solukluk, uyuşukluk, koroner spazm gibi belirtilerinde görülebileceğini söyleyen Doç.Dr. Melahat Dönmez Kesim, aşırı sigara tüketen bayanların dikkatli olması gerektiğini vurguladı.

Vücudumuzdaki kas ve sinir fonksiyonlarının yürütülmesi, kemik güçlülüğünün sağlanması ve kalp ritminin düzeninin sağlanmasında magnezyumun önemine dikkat çeken Doç.Dr. Melehat Dönmez Kesim, özellikle aşırı sigara tüketimi yapan kişilerde magnezyum ihtiyacının günlük gereksinimin iki katına çıktığını belirtti. Magnezyum olmadan vücutta enerji dönüşümünün olmayacağını belirten Kesim, magnezyumun hücre geçirgenliğinde önemli bir rol oynadığını ve magnezyumun kalsiyumun fizyolojik karşıtı olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Kesim, magnezyum eksikliğinin pıhtılaşmayı arttırıp kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırladığını söyledi.

Magnezyum eksikliğinde sinirlilik, uyumsuzluk, iştah kaybı, depresyon,kas krampları ve kasılmaları, kalp ritminde bozulmalar, solukluk, uyuşukluk, koroner spazm gibi belirtilerin görülebileceğini kaydeden Kesim, “Özellikle aşırı sigara tüketimi magnezyum ihtiyacını arttırıyor. dedi.

Magnezyumun adet sancılarını gidermede önemi

Alman Beslenme Birliği (DGE) ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü’ne) göre günlük magnezyum ihtiyacının 300 mg olarak belirlendiğini ifade eden Doç. Dr. Melahat Dönmez Kesim, stres, büyüme, hamilelik, emzirme, hastalıklardan sonraki iyileşme dönemlerinde ve ağır egzersizlerde magnezyum ihtiyacının daha çok arttığını söyledi.

Adet öncesi gerilimi (PMS) olan kişilerde yapılan çalışmalarda belirgin bir magnezyum eksikliğine rastlanılmıştır. Bu kişilere oral magnezyum verilmesi sonucu adet öncesi gerilim baş ağrılarında belirgin azalma ve davranış değişikliklerinde düzelme izlenmiştir.

Magnezyum Eksikliği Belirtileri

Beyne ait belirtiler:

Artan hassasiyet
Yorgunluk
Anksiyete durumları
Depresyon
Organlara ait belirtiler:

Bulantı
Kusma
Mide-barsak krampları
Rahim kasılmaları (adet sancısı,adet öncesi gerilim)
Kalbe ait belirtiler:
Ritm bozukluğu
Çarpıntı
Göğüs ağrısı
Kalp ilaçlarına karşı hassasiyet artışı
Adalelere ait belirtiler:

Titreme
Adelelerde kuvvet azalması
Adelelerde kasılma nöbetleri
Magnezyumun alınma yolları

Magnezyumun vücudumuz için önemli 11 mineralden biri olduğunu anlatan Doç. Dr. Melahat Dönmez Kesim, deniz suyu, kaynak suları ve tüm yeşil bitkilerin magnezyum taşıdığını ifade ederek, “Ispanak gibi yeşil sebzeler içerdikleri klorofilin yapısında magnezyum olduğu için iyi birer magnezyum kaynağıdır. Ayrıca kuru yemişler , tohumlar ve tüm hububatlar magnezyum içerirler. Ayrıca muz, avakado, kakao, dil balığı gibi yiyecekler de magnezyumun önemli kaynaklarındandır” diye konuştu.

Özellikle beslenmeye bağlı olmayan magnezyum stoklarının azaldığı durumlarda ilaçla magnezyum desteği gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Melahat Dönmez Kesim, şunları söyledi:

“Bunun dışında magnezyum oral yolla da alınabilir. Acil durumlarda veya ciddi magnezyum eksikliğinde damar içi magnezyum verilmesi tercih edilir. Şiddetli klinik eksiklik semptomlarını ortadan kaldırmak için uzun süreli magnezyum kullanımı gereklidir. Magnezyum depolarının tamamiyle dolmasından önce klinik semptomlarda gelişme oluşacağından 6 haftalık uzun dönem tedavi uygulanmalıdır.”
Sigara kullanan bayanlar dikkat

Meme Kanseri

date 15 Oca 2009 | category Kadın ve Sağlık

ImageMeme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur.

Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, yukarıda tanımladığımız şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir.

Meme Kanseri Risk Faktörleri Nedir?

Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin daha sık görüldüğünü biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacakları söylenemez. Sadece, bu faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme kanserine yakalanma olasılıkları olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri taşımayan kişiler de meme kanserine yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan kadınların yarısı, bu risk faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk faktörlerinin taşımayan kişiler de olağan kontrollerini yaptırmalıdırlar.
Meme Kanseri

Gebelikte Beslenme

date 15 Oca 2009 | category Kadın ve Sağlık

ImageGebelik, beslenmenin çok özel olarak ele alınması gerektiği bir dönemdir.Pek çok kadın daha önceki kötü beslenme alışkanlıklarını düzeltelerek , gebelik bahanesiyle sağlıklı beslenmeyi öğrenebilir.Beslenme sosyal,ekonomik,kültürel ve kişisel özelliklere bağlı olarak çok büyük değişiklikler gösterebilir.

Konuyla ilgili yapılan geniş çalışmalar sonunda gerek gebelik öncesi gerekse gebelik sırasında kötü beslenmenin gebeliğin seyri,bebek ve anne üzerinde olumsuz etkileri olduğu gösterilmiştir.Beslenmeyi belirleyen temel unsurlar;

  1. Gebelik öncesi kilo ve boy(Vücut Kitle Oranı=Body Mass Index=BMI)
  2. Yaş
  3. Bebek sayısı
  4. Metabolik hastalık varlığı (diabet,fenilketonuri vb)
  5. Sosyo-ekonomik ve kültürel özellikler
  6. İştah ve annenin fiziksel aktiviteleridir.

Herşeye rağmen gebeliğin özel bir diyeti olduğu söylenemez.Gebe herkesten daha çok normal beslenmelidir.Bu et,süt,yumurta,taze sebze-meyve, mineral ve vitamin desteklerinden oluşur.

Gebelikte barsak hareketleri genellikle yavaşladığı için diyete lifli gıdalar ve bol sıvı eklenmelidir.Süt ve sütten yapılmış gıdalar tüketilirken sütün pastorize olması ve peynirlerin tam mayalanmış olmasına dikkat edilmelidir.Aksi halde bazı sütten geçen hastalıklara davetiye çıkartılmış olunur.Marketlerde satılan çok yüksek ısıda hazırlanıp paketlenmiş sütler güvenli sayılabilir.  Sırayla değerlendirilirse bunlar

  • Protein
  • Yağ
  • Karbonhidart
  • Vitamin ve
  • Mineraller

Gebelikte Beslenme