din | iNadına Türbanlıyız

iNadına Türbanlıyız

Baş Örtüsü & Eşarp ve Türban - Güzellik - Cinsellik ve Bakım & islami Kadın Dünyası ve Gelinlikler & islam ve Estetik & Dini bilgiler & islami Bilgiler



İNSANI ALDATAN 4 KELİME

İNSANI ALDATAN 4 KELİME…


İNSANI ALDATAN DÖRT KELİME

Mevlâna Rûmi Rahimehullah der ki:
“Vakit keskin kılıç gibidir, ömrü kesiyor;O seni kesmeden evvel sen onu kes!..
Kalbî zikre devam et!.. Dilin kapılarını kapat!..Kalbin zikirle konuşsun, dilin hikmetle sussun..Huzur buluncaya kadar öyle ol, üstün zekâ sükut etmektedir.
Az ye, az konuş, az uyu..Ameli bırakmak ne kötü bir hal.. “İleride amel edeceğim” demek ondan daha beter bir haldir.”
İbn-u Atâullah İskenderî’den naklen Ebu Muhammed Eş-Şa’ranî:
“Tüm insanlar dört kelime ile aldanmıştır:

EĞER

Birisi, eğer zengin olsaydım ibadet ederdim der,
Diğeri, eğer fakir olsaydım ibadet ederdim der,
Öbürü, eğer genç olsaydım ibadet ederdim der,
Başkası, eğer ihtiyar olsam ibadet edeceğim der.
İşte dilin bir fenalığı budur.

NEDEN

İlim oku! Neden okuyayım?
Sus! Neden susayım?
Konuş! Neden konuşayım?
Nedenle beden tembel olur, nedeni bırak!

NASIL

İbadet et! Nasıl edeceğim?
Çalış! Nasıl çalışacağım?.

KEŞKE

Keşke ben zengin olsaydım, hacca giderdim..
Keşke ölseydim, suç işlemeseydim..
Bunlar hep dil illetidir.. İstikamet yolundan insanı çeviren sebeplerdir.

Bunların tedavisi iki edepledir:

1-Ahireti dünyadan daha fazla tercih etmekle, tembellik zincirlerini koparmak ve kalbî zikretmek,
2-İşi zamanında yapmak, ertelememektir


Efendimiz in tembellere uyarısı:

Efendimiz in tembellere uyarısı:



Ya cemaate gelirler ya da…

O (sas), Kainatın Rahmet Peygamberi. O, güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen en merhametli peygamber. O, herkese karşı hep tatlı sözlerle hitap eden en güzel hatip… Peygamber Efendimiz (sas), hayatı boyunca hep güzellikleri anlattı insanlara. Hep müjdelemeyi yeğledi, nefret ettirme yerine. Herkese karşı çok nazik davrandı. Kendisine inanmayanlar dahi O nun (sas) tatlı diline, yumuşak sözlerine hayran oluyorlardı. Fakat O Rahmet Peygamberi (sas), hep yumuşak konuşan güzel peygamber, bir konuda çok şiddetle uyarıyordu ümmetini: Namaz ve cemaate karşı aman tembellik yapmayın. Şöyle buyuruyorlardı Efendiler Efendisi (sas), “Bir kısım tembel adamlar, ya cemaati terk etmekten vazgeçerler yahut da onların evlerini başlarına yıkacağım.” (Hadis Ans. İbrahim Canan, 16/612) Böyle sert ifadeleri başka zamanlarda müşriklere karşı dahi kullanmaktan kaçınan Yüce Peygamber in namaza ve cemaate karşı gösterilen tembelliğe gönlü katiyyen razı olmuyordu. Çünkü bugün tembellik yapıp cemaate gitmeyen yarın (Allah korusun) namazı da ihmal edebilecektir.

Bu uyarı kulağımıza küpe olurken Efendimiz in bir de müjdesiyle devam edelim. Şöyle buyuruyorlar Kâinatın Sultanı (sas), “Kim cemaatla yatsının ilk rekatını kaçırmadan kırk gece bu şekilde yatsı namazı kılarsa, Allah (cc) bu sebeple onun için ateşten bir azadlık yazar.”

Sevgili dostlar, madem Peygamberimiz (sas), tembellikleri sebebiyle cemaate gitmeyenleri bu kadar sert bir ifade ile uyarıyor ve hem de yatsı namazını cemaatle kılmaya da muazzam bir müjde sunuyor, gelin bu mübarek günlerde namazlarımızı cemaatsiz kılmayalım. İki kişi bile olsak cemaati ihmal etmeyelim. Bunun yanı sıra özellikle yatsı ve sabah namazlarını da mahallemizdeki camide eda edelim. Ümit ve dua edelim ki, hem Efendimiz in huzuruna tembel sıfatıyla çıkmayalım hem de Rabbimiz bizlere cehennemden kurtuluş yolları açsın. Haydi bırakın tembelliği ve koşun cemaate…


RIZIK, ALLAH’TAN NASIL İSTENİR?

RIZIK, ALLAH’TAN NASIL İSTENİR?


HEKİMOĞLU İSMAİL

Gönlü zengin ve gözü tok olmak, hırslı olmamak anlamına gelir. Hırs, şiddetli istektir.

Başkasının var, benim de olsun! İnsan bunu söylerken, kendi gelir-gider dengesini düşünmez. Bu sefer borçlanır, borcunu ödeyemez.
Faizle para alır, borçları artar. Borç ödeyeceğim diye, gece gündüz çalışır, ibadetlerini terk eder. Ta ki, hırsla meydana gelen giderlerini karşılasın diye… İnsanlar, mevki ve makam bakımından yükselmek isterler. Lüks ve konforun içinde yaşamak isterler.

Almak kolay amma, ödemek nasıl olacak?

Derken bataklığa battıkça batarlar. Bu bataklıktan çıkamayanların kimisi intihar eder, kimisi çıldırır. Kamyonetin çekeceği yükü taksiye yüklemek hırstır. İnsan ilimde, ibadette, cömertlikte, hayırda hırs gösterirse, bu gayet güzeldir. Allah bu dünyayı insanlar için yaratmış. Herkes gibi biz de bu dünyadan daha çok pay almak isteriz. Ama helalinden…

İnsanın vücudu bir saraya benzer. Bu saray, hırstan gelen darbelere dayanamayıp yıkılabilir. Servetimiz olur, rahatımız olmayabilir. Ev alırız, ağız tadıyla oturamayabiliriz. Bankada biriken paraları yiyemeyebiliriz… Hadiseler gösteriyor ki, hayat bizim istediğimiz gibi devam etmiyor.

Bu sebepten, hırslanmaya lüzum yoktur.

Mesela Said Nursi, dinine hizmet için mevkisini, makamını, servetini, akrabalarını terk etmişti, ömür boyu sürgünlerde ve hapislerde yaşamıştı, yine de yılmamıştı.

Memur olduğum yıllarda, hakkımda takibat açıldığında maaşımın gideceğini, hapse düşeceğimi, emekli maaşımdan mahrum kalacağımı düşünür, telaşlanırdım. O zaman Said Nursi (ra) aklıma gelirdi. O da Allah’ın Rezzak sıfatına inanıyordu, ben de… Fakat o, dini için her şeyini feda edebiliyorken, ben henüz hiçbir şey olmadan telaşa düşüyordum.

Haram yolda zenginlik, açıkça görülür. Helal yolda görünen, sadece geçinebilmektir. Fakat, dindar bir şahıs, helal yoldan geçimini temin ederken, Allah bir fırsat çıkarır, zengin eder o kulunu. Hırslanmaya gerek yoktur. Zengin olmanın yolları tükenmedi ki, harama giriliyor?! Yeter ki, niyetimizde rıza-yı ilahi olsun…

Elbette maddeten kalkınacağız. Fakat yanlış anlaşılan bir durum var. Zengin olmak için, para kazanmak için (şahıstan devlete kadar) hırs değil, plan program lazım, üretime yönelik çalışmak lazım.

Müslüman çalışacak da kazanacak da zengin de olacak amma, helal yoldan kazanıp, fakir gibi yaşayacak. Müslümanca yaşayan bir insan, asla fakir olamaz!

Üstat, Uhuvvet Risalesi’nde bir metot buyuruyor:

“Eğer malı çok seversen, hırs ile değil, belki kanaat ile malı talep et. Tâ çok gelsin.”