islam ve cinsellik | iNadına Türbanlıyız

iNadına Türbanlıyız

Baş Örtüsü & Eşarp ve Türban - Güzellik - Cinsellik ve Bakım & islami Kadın Dünyası ve Gelinlikler & islam ve Estetik & Dini bilgiler & islami Bilgiler



İslam’da Cinsellik Konusu Günah mı?…

İslam’da Cinsellik Konusu Günah mı?…
Bugün, herkesin malumudur ki, bazı televizyon ve gazeteler, sanki telekız ajanslarına dönmüş ve maalesef; asil ruhlu nice kadınların kişilikleri, dişilikleriyle eş değer görülüp, kadın milleti, adeta sudan ucuz hale getirilmiştir.

Ve yine, zina veya her türlü cinsel sapıklıklar; kadın ve erkek tüm insanımıza en ideal yaşam biçimi gibi lanse edilmiş; ve her türlü cinsi sapıklığa, kesinlikle psikolojik baskı türü, önceden hesaplanmış, ince ayarlamalarla, adeta zorlanarak itilmişlerdir…

En uç cinsel adilikler, en büyük sanat diye kabul görüp; en hayasız homoseksüel sanatçılar, eşi bulunmaz sanat güneşi veya erişilmesi imkansız dehalar diye dayatılmış; ve halâ, bu hayasız ve bilinçli eylemlerin sürüp gittiği de, yine ortadadır, açıktır…

Yani, günümüz toplumunda; çeşitli yayınlarla, insanımıza dayatılan; ilimden ve hakikatlerden uzak, cinsel hayat biçiminin, maksimum makamda adilik boyutlarına ulaştığı; ve insanımızın, adeta sapıklık anaforunda bocalamaya terk edildiği; gerçeğin kendisi…

O halde, iyi bir müslümanın, İslâmi anlamda cinsel yaşamı tüm boyutlarıyla; yani biyolojik ve psikolojik anlamda bilmemesi; hele bu zamanda, cinsel meseleleri konuşmaktan bile haya ve terbiye adına imtina etmesi; hem İslami anlamda büyük bir günah, hem de insanlık adına sorumluluğu ağır olması gereken bir vebal değil midir?…

Evet, her müslümanın, hem kendi cinsel yaşamını, İslami anlamda dizayn etmek; hem de yoğun psikolojik baskılar neticesinde, adeta cinsi sapıklığa mahkum edilmeye terk edilen, tertemiz ruhlu insanımıza da, yardım edebilmek için; kusursuz bir cinsellik profesörü gibi, ‘İslam’da cinsellik nedir?, nasıl olmalıdır?’ı, detaylı bir şekilde öğrenip, öğretmek zorunluluğu vardır.

Evet, insanoğlu; hem cinsel anlamda, hem diğer alanlarda, değişmesi asla mümkün olmayan değerlerini, kesinlikle kabul edip; hatta, bu değerlerini sevip ve sadece, her insanı, kendisi kadar kendi olabileceğini unutmadan; hayatını sürdürmesinin en azından mecburi bir zorunluluk olduğunu, kabul etmesi gerekiyor.

Televizyonda sıska bir manken görüp, “illa da kendimi ona benzeteceğim” diye büyük bir mücadele içine girip; yemeden içmeden kesilen ve kendini, adeta yaşam boyu sürecek şeytani bir oruca mahkum edip; sonra da kolay kolay ulaşamayacağı, hatta bazen asla ulaşamayacağı, fantezi güzelliğinin peşinde koşan zavallı milyonlara; acımaktan öte, gerçek yapılacak hiçbir şey yok mudur?…

Kenar mahalle kültürüyle, bi şekilde kafasının içini, asla erişmesinin mümkün olmadığı, cinsel fantezilerle doldurmuş, genç delikanlılarımız; gerçek cinsel kimlikleriyle, hakikatten uzak ve bilim dışı fantezi cinselliklerinin arasında sıkışmış idraklerini, karışıklık ve kaostan, kendi kendilerini kurtarıp; sonra da sağlıklı bir şekilde cinsel yaşamı öğrenmelerini beklemek; onları bi şekilde sapıklığa itenlere yardım etmek veya en azından bu yardıma muhtaç gençlerimize hiç ama hiç acımamak değil midir?…

“Ah günahlarım, günahlarım” diye inleyen ve mübarek gecelerde “Ya Rabbi, beni affet!” diye ruhları adeta feryat eden en sıkı Müslümanların bile, günahlarının en büyüğünün yüzde doksanının cinsel günahlar olduğunu kim inkar edebilir ki…

Öyleyse, kesinlikle, insanları İslam’a davet eden her mümin ve her ehl-i tebliğin kusursuz bir şekilde ve hakkıyla İslam’ı tebliğ etmeleri için, gençlerimize hatta tüm insanımıza, sağlıklı bir Müslümana yakışır cinsel hayat sürmelerini sağlamak ve onları her türlü cinsel sapıklık ve tuzaklardan kurtarmak için, zaruri olarak İslami anlamda cinsel bilgileri bütün ehl-i tebliğin öğrenmelerinin ve öğretmelerinin artık zamanı gelmiştir, geçiyor…

Ayrıca, bu konuya ayıp, günah veya yakışıksız bir konu gibi bakmak ise, tartışmasız, hem ayıbın ve fasıklığın kendisi ve hem de tam ve katışıksız saf ahmaklıktır…

Kaynak:
“Cinselliği Yok Saymak Namus mu” Feyz Sergisi’nin Seyyid Şenel İlhan ile yaptığı söyleşiden özetlenmiştir.


Anal İlişki Kadınla Arka Organdan Cinsel İlişki ( haramdir)

Anal İlişki Kadınla Arka Organdan Cinsel İlişki
Kadına arka organdan temas ne şekilde olursa olsun kesinlikle haramdır. Şayet kadın bu işe razı olacak olursa, o da büyük günaha ortak olur. Eşler arası bile olsa anal ilişki, livata olarak adlandırılmış olup, yasaklanmıştır.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Ey Muhammed! Sana kadınların ay başı halinden de soruyorlar. De ki: O bir eziyettir Onun için ay başı halinde oldukları zaman kadınlardan çekilin ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri zaman ise Allah’ın emrettiği yerden onlara varın, yaklaşın Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever.”
(Bakara,:222)
“Kadınlarınız, sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın. Allah’tan korkun ve bilin ki siz mutlaka O’nun huzuruna varacaksınız. Ey Muhammed, müminleri müjdele!”
(Bakara,223)
Cinsel ilişki çocuğun çıktığı yerden olmak şartıyla ister kadının yüzü dönük olsun size, isterse arkası, Cenab-ı Hak (C.C.) helal olan yere ekin tarlası diyor. Yani çocuk yetişen doğum olan yer, bunun dışında herhangi bir yerden varmak haramdır.

Allah Resulu buyuruyor:

* Kadınlara arkadan varmayınız.
* Kadınlara arkadan yaklaşana lanet edilmiştir.
* Allah’ın size emrettiği yerden kadınlara yanaşın.

Erkeğin cinsel organının sünnet kısmı kadının arka organına sokulmasıyla bu haram işlenmiş olur. Karısının tenasül uzvunu bırakıp da livata edenlere, şiddetli tazir lazım olur.


Bekâretin izâlesi

Bekâretin izâlesi

Normal vasıfları taşıyan kız ve erkek için, bunun bir zorluğu olmaz. Yapılacak iş; sevgi oyunlarıyla temas ortamı hazırlanır, gelin o safhaya geldikten sonra, yani ilişkiyi kolaylaştırıcı kaygan sıvı gelince, üstten aşağı hafif kuvvette bir tazyikle zifaf ilişkisini tamamlanır. Kız uyarılamaz, kaygan sıvı gelmezse, bir merhem kullanılmalı. Cinsiyet organlarına bir miktar vazelin sürmek bu işi kolaylaştırır. Kızlık zarının yırtılmasında, kanama ve acının hafifletilmesi için eşlerin yatakta alacakları pozisyon önemlidir. Bunun için, genç kız bacakları ayrık ve dizleri bükülmüş vaziyette sırt üstü yatmalı; erkek diz ve dirseklerinin desteğini kullanarak, cinsiyet uzvunu eşinin döl yoluna üst taraftan ve üst kenarı boyunca, aşağı doğru kaydırarak koymalıdır. Burada cinsiyet organının hazneye girişinde, eşinin hazne ağzının tabii açıklığı yardımcı olur. Bu esnada zar gerilir ve yapılan basınçla, umumiyetle iki yerden ve arkaya doğru yırtılır. İşte, sözü geçen hafif ağrı bu anda, zarın direnci ile erkeğin cinsi uzvunun yapacağı güçlü tazyik karşı karşıya geldiğinde duyulur. Böyle bir durumda genç kızın kalçalarını küçük bir hareketle kasarak eşine yardımcı olması iyi olur. Aslında temas öncesinde, genç kızın cinsi bakımdan başarılı bir şekilde uyarılması, temasın her iki taraf için de kolayca tahakkukuna yeterlidir. Cinsi tatmine erişen genç kızın ve erkeğin cinsi organlarında, girişi kolaylaştıracak kaygan sıvılar ifraz edilir.

Vazelin kullanmak birleşmeyi kolaylaştırır. Ama asıl çözüm, temas öncesi hazırlığın ideal şekilde yapılmasıdır. Kadın, okşama ve sevişme ile hazır vaziyete gelmiş olmalı! Bu olursa, başka bir tedbire ihtiyaç duyulmaz.

Tahriş, acıma gibi hallerde, sonraki temaslar için 1-2 gün ara vermek iyi olur. Ama bu da şart değildir. Karşılıklı istek varsa, ertesi gün veya birkaç saat sonra temas yapılabilir. Aşırı istek acıyı hissettirmez. Zarın yırtılmasıyla gelen kan durmazsa telaşa mahal yoktur. Genç kız sırt üstü vaziyette dizlerini kaldırıp bacaklarını kasarak bitiştirirse, kanama çoğu zaman kendiliğinden durur. Nadiren de olsa durmayıp aktığı da görülür.

Gerçekten de cinsi temasa her iki tarafın da ruhen ve bedenen çok iyi hazırlanmış olmaları, erkeğin eşini başarılı bir şekilde uyarması ve her ikisinin de cinsi heyecan bakımından tatminkâr bir seviyeye çıkmaları hâlinde neredeyse hiç acı duyulmaz. Aşırı heyecan, aşırı zevk ağrı hissini ortadan kaldırır. Savaşta ve kavgada yaralanma, neden sonra kan görülmesi ile anlaşılır. Bu arada, eşlerin birbirine yardımcı olması, bilhassa erkeğin çok sabırlı, anlayışlı ve şefkatli olması gerekir.

Zifaf gecesinde acı duymak korkusu, yabancı bir erkekle en mahrem buluşmanın verdiği utanma hissi ve kızlıktan kadınlığa geçiş gibi, çok önemli bir dönüm noktasında bulunuşu dolayısıyla, kadının göstereceği çekingenliği anlayışla karşılamalı.

Onu samimiyetle kendisine alıştırdıktan ve ürkeklik hislerini teskin ettikten sonra, nâzik ve yumuşak bir surette birleşmelerini temin etmek, erkeğin vazifesidir. Netice olarak; zifaf gecesinin ilk teması ve sonrasında, dikkatli, sabırlı ve ihtiyatlı olmalı. Bu hususlara dikkat edilmezse, cinsi temastan kadın, zevk yerine acı ve ıstırap duyabilir. İlk zifaf ilişkisinde, arzulanan cinsi zevkin bulunamaması tabiidir.

Mehmet Ali Demirbaş