Resûl’ün,Dilinden,Dualar
Pazar, 09 Kasım 2008
Dua denilince herkesin aklına bir şeyler gelir elbet. Neden insan duaya ihtiyaç, gereksinim duyar? Aydınlık rehberimiz olan Kur’an’a ve Resûlullah’ın sünnet-i seniyesine bakmak yeterlidir. Kur’an-ı Kerim, dua etme adabı ve nasıl yapılması noktasında bizi aydınlatmaktadır.
Dua edildiğinde Kur’an’dan ve Resûlun yaptığı dualardan esinlenmeli. Duada öyle bir atmosfer içerisinde olmalıyız ki, ondaki tat, adeta hücrelerimizin her alanına işlenmelidir. Tüm samimiyetimizle Rabbimizin huzuruna gitmesini bilmeliyiz. Zorlukta, sıkıntıda değil, hayatımızın her alanında Yüce Rabbe sunabilmeliyiz duamızı. Zaten dua, hayatın kendisidir.
Dua, alemlerin Rabbi olan Şanı Yüce Allah’ın biz insanlara bahsetmiş olduğu rahmetidir, lütfudur, nimetidir. Bu rahmetten, lütuftan ve nimetten mahrum olmamak için, en temiz duygularla ve en temiz niyetlerimizle Yüce Allah’a münacaatımızı bildirmesini bilmeliyiz.
Kutlu Peygamber, gerek sahabelerine gerekse de kendinden sonraki ümmetine; şeklini, adabını, önemini ve yapılması gereken bir ibadet olduğunu göstermek için duaya önem vererek üzerinde dururdu.
Duadaki düşüncelerimiz şu olmalıdır: Ben şu anda Rabbimle münacat halindeyim. O’nun huzurundayım. Ve o beni görüyor, duyuyor.
Ali Şeriati “Dua” kitabında şöyle bir tanımlama yapıyor:
“Dua, bir yükseliştir. Her dua, ruhtan bir filizin yeşermesi, boy sürmesidir. Dal budak salmak için rahmetlere avuç açar gibi, yaprak açmasıdır. Her yaprak yakarış, her çiçek açılışı bir duadır. Tohumun yarılması bir duadır. Fidanlar bir uzanıştır Yaratıcı’ya ve bir duadır. Ağaçlar dal dal dua süslü, çiçekler çiçek yalvarma bezelidir. Taş dua; toprak niyaz; deniz yakarıştır. Felekler dua ile devreder. Kâinat dua doludur. Yağmur bir dua karşılığıdır. Sabahleyin yaprakları ıslak bir kadife bakirliğinde taptaze canlandıran çiy, bir dua karşılığıdır. Meyve de bir dua mükâfatıdır. Güneş, bir niyaz mukabelesi, ay bir yalvarma armağanı, yıldızlar birer dua hediyesidir. Âlem dua ile doludur.” (1)
Evet, dua aşktır. Bu aşkı yaşayan duacıdır. Rabbine karşı bu aşkı ifade etmedir dua. Dua; sevgiden, gönülden gelmelidir.
Dua; evde, sokakta, çarşıda, arabada, okulda, iş yerinde kısacası hayatının her yerinde yapılabilir. Fakat sessizliğin hüküm sürdüğü mekânlarda dua, daha güzel ve iyi bir şekilde yapılır.
Âlemlere rahmet olan kutlu Resûlun bize öğrettiği; en güzel, en samimi ve halis bir kalpten gelen dualarından bazıları şunlardır:
Hz. Peygamber’in Taif Seferi dönüşü yaptığı dua:
İlahi, kuvvetimin zaafa uğradığını, çaresiz kaldığımı, halk nazarında hor görüldüğümü, ancak sana arz eder, sana şikâyet ederim.
Ey merhametlilerin en merhametlisi! Herkesin zayıf görüp de dalına bindiği çaresizlerin Rabbi sensin.
İlahi! Huysuz, yüzsüz bir düşman eline beni düşürmeyecek, hatta hayatının dizginlerini eline verdiğin akrabadan bir dosta bile beni bırakmayacak kadar bana merhametlisin.
İlahi! Sen razı olasıya dek affını diliyorum. Bütün kuvvet, her kudret ancak Sen’dendir.
Abdullah bin Abbas(r.a.), Peygamber Efendimiz’in bir duasını şöyle rivayet ediyor:
“Ya Rabb! Kalbimi nurlandır, gözümü nurlandır, kulağımı nurlandır, sağımı nurlandır, solumu nurlandır, üstümü nurlandır, altımı nurlandır, önümü nurlandır, arkamı nurlandır ve beni nûr eyle (bir başka rivayette) benim damarlarımı nurlandır, etimi nurlandır, kanımı nurlandır, saçımı nurlandır, yüzümü nurlandır.” (2)
Mugîre bin Şu’be(r.a.), Peygamber Efendimiz’in bir duasını şöyle rivayet ediyor:
“Başka bir ilâh yok, ancak Allah var. O’nun şerîki yoktur. Mülk O’nundur, hamd de O’nundur. O her şeye kadirdir. Allah’ım, Senin verdiğine engel olacak da yoktur, vermediğini verecek de yoktur. Ve servet sahibi olanlara servetleri sana karşı bir menfaat veremez. Yani servetine güvenerek sana âsî olanları o servetleri kurtaramaz.” (3)
Enes bin Mâlik (r.a.), Peygamber Efendimiz’in bir duasını şöyle rivayet ediyor:
“Ey Rabbimiz, bize dünyada da iyilik, güzellik ver, ahirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azabından koru.” (4)
Ebû Musâ el-Eş’ârî(r.a.), Peygamber Efendimiz’in bir duasını şöyle rivayet ediyor
“Ya Rabb, benim hatalarımı, bilmeden yaptıklarımı, işimde aşırı gitmemi, ve Senin benden çok iyi bildiğin hallerimi mağfiret eyle. Allah’ım, benim latifeleşmelerimi, ciddiyet hallerimi, hataen ve kasden yaptıklarımı ve bende olan her şeyimi mağfiret eyle!” (5)
Ve Resûl(s.a.v.)’un istiğfar için yaptığı dua:
“Allah’ım, Sensin Rabbim, Senden başka ilah yoktur. Beni yaratan Sensin, Sana ibadet ederim, gücüm nispetinde Senin ahdin ve vadin üzereyim. İşlediğim şeylerin kusurlarından Sana sığınırım. Bana olan nimetlerini itiraf ediyorum. Beni bağışla. Günahları Senden başka bağışlayacak yoktur.” ( 6)
Yine Hz. Aişe(r.a.), Resûlullah(s.a.v.) gece uyandığı zaman şöyle dua ederdi:
“Allah’ım, Senden başka ilah yoktur. Seni hamd ile tesbih ederim. Günahımı bağışlamanı dilerim ve Senden rahmetini isterim. Allah’ım, ilmimi artır. Bana doğruyu gösterdikten sonra kalbimi kaydırma. Bana katından rahmet bağışla. Çünkü Sen çok bağışlayansın!” (7)
(AMİN)
”Resûl’ün,Dilinden,Dualar”