soru | iNadına Türbanlıyız

iNadına Türbanlıyız

Baş Örtüsü & Eşarp ve Türban - Güzellik - Cinsellik ve Bakım & islami Kadın Dünyası ve Gelinlikler & islam ve Estetik & Dini bilgiler & islami Bilgiler



Soru,ve,cevap

S.1. Abdestin mekruhları nelerdir?
C.1. Abdestin mekruhları:
1- Suyu ihtiyacından fazla kullanıp israf etmek. Suyu takdir etmek yani suyu gereğinden az kullanmak, zira her ikisi de sünnete aykırıdır. Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“İsraf etmeyiniz; zira Allah israf edenleri sevmez.”(A’raf,31)
İsraftan maksat mutedil sınırı aşmaktır. Resulu Ekrem(sav) şöyle buyurmuşlardır:
“Bu ümmetten bir kavim gelecek abdest, gusul ve duada israfa kaçacaklardır.”
2- Sol eli sağ elden, sol ayağı sağ ayaktan önce yıkamak. Zira bu şekilde yapmak Hz. Resulullah’ın abdestinin tersidir.
3- Suyu uzuvlara çarpa çarpa abdest almak.
4- Zaruretsiz söz söylemek.
5- Zaruretsiz başkasından yardım istemek. Ama zaruret olursa yardım isteyebilir. Zira zaruretler mahzurları caiz kılar. Resulullah(s.a.v.) abdets alırken Hz. Ömer ona kuyudan su çekmek istemiş. Hz. Peygamber de -Ben namazıma kimsenin yardım etmesini istemem. Müslüm, Buhari vudu bahsine bakınız demiştir. Bununla beraber bazan ashabı Hz. Peygamberin eline su dökmüştür. Şu halde biri içinden gelerek hizmet ediyorsa bundan bir itiraz yoktur.
6- Pis yerde abdest almak.
7- Abdestin sünnetlerini terk etmek. Şafiilere göre abdest azalarının şiddetli soğuk veya sıcak olupda kurulanmayan azalardaki suyun eziyet vermesi, kirlenmesi gibi mazeretler hariç mendil veya havlu ile kurulanması. Abdest aldığı zaman Hz. Peygambere mendil veya havlu getirildiği, Hz. Peygamberin ise azalarını kurulamadığı rivayet edilmiştir.
8- Üç sefer yıkanan azayı dördüncü sefer yıkamak ve üç sefer mesh edilen azayı dördüncü defa mesh etmek veya üçten az yapmak. Zira Hz. Peygamber azalarını üçer defa yıkayarak abdest aldıktan sonra şöyle buyurmuştur:
“ İşte abdest böyledir. Bunu eksilten veya fazlalaştıran münker iş yapmış veya zulmetmiş olur” İmam Nevevi bu hadisin sahih olduğunu söyler.

S.2. Teheccüd namazı nedir? Nasıl kılınır?

C.2. Teheccüd namazı:
Uykudan kalkıp kılındığı için bu namaza teheccüd denilmektedir. Zira teheccüd uykuyu bırakmaktır. Teheccüd namazının rekat adedinde hududu belli olmamıştır. Yani sınırlandırılmamış bir sünnettir.
Bu sünnet fecrden evvel ve uykudan uyandıktan sonra kılınır. Bu sünnetin meşruiyetinin delili şu ayeti kerimedir:
Gecenin bir kısmında sana nafile olmak üzere onunla (Kur’an ile) gece namazı kıl. Umulur ki Rabbin seni övülmüş bir makama (makam-ı mahmud’a) gönderir.”(İsra, 79)

Bazı rivayetlere göre teheccüd namazı Hz. Peygamber’e (s.a.v.) vacipti.
“Hz. Peygamber’e (s.a.v.) farz namazlardan sonra hangi namaz daha faziletlidir? diye sorulduğunda Hz. Peygamber (s.a.v.): “Gece kalkıp kılınan namaz” diye cevap vermiştir.
”Soru,ve,cevap”


soru,cevap

Recep ve Şaban aylarının oruçlarının İslam’daki yeri nedir? Resulullah bu aylarda nasıl oruç tutmuştur?
C. 1) Üç aylar diye bilinen Recep, Şaban ve Ramazan ayları manevi bakımdan diğer aylardan daha üstün ve daha bereketlidir. Peygamberimiz Recep Ayı’na ulaştığı zaman şu şekilde dua ederdi: “Allah’ım, bize Recep ve Şaban’ı mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.”

Peygamber Efendimiz, bir hadis- i şerifte şöyle buyurmuştur: “Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geri çevrilmez. Bunlar Recep’in ilk cuması yani Regaip Gecesi, Şaban’ın on beşinci gecesi, cuma geceleri ve Ramazan Bayramı gecesi, Kurban Bayramı gecesidir.” Yine: “Kim Recep ayında bir gün oruç tutarsa bir yıl oruç tutmuş olur. Kim o ayda yedi gün oruç tutarsa, cehennem kapıları kendisine kapanır. Kim sekiz gün oruç tutarsa, gökten bir münadi, senin geçmiş günahların bağışlandı, diye bağırır. ”

Resulullah(s.a.v.), Recep ile Şaban’ın tamamında oruç tutmamıştır. Zira Resulullah şöyle buyurmuştur: “Şaban’ın yarısı olunca nafile olarak oruç tutmayın.” Şu halde Şaban Ayı’nın ikinci yarısı olduğu zaman Ramazan Ayı’na kadar oruç yoktur. Fakat oruçlu olan kimsenin özellikle değil de şekk gününde ve Şaban’ın ikinci yarısında oruç tutmak caizdir. Ve haram da değildir. Şaban’ın yarısı demek on altısında başlamasıdır.

S. 2) Şükür secdesi ve şükür namazı nedir?

C.2) Mal ve evlad gibi bir nimet peyda olduğu zaman şükür secdesi yapmak sünnet olduğu gibi bir bela def olduğu ve musibete müptela veya fıskını ilan eden bir kimse görüldüğü zaman da (o kişilerin kötü halinden kendisini uzak kıldığı için Yüce Allah’a) şükür secdesi yapmak sünnettir. Şükür secdesinin alenen olması müstehaptır. Ancak musibete müptela olan kimse görüldüğü zaman şükür secdesinin gizli olarak yapılması sünnettir.

Şükür secdesi yerine iki rekat namaz kılınabilir. Zira Peygamberimiz, Regaip Gecesi’nde Yüce Allah’a şükür için on iki rekat namaz kılmıştır. Bedir Savaşı’nda Peygamberimiz, müşriklerin yenilgisini görünce beş defa şükür secdesine varmıştır. Ashab-ı Kiram’ın çoğu da şükür secdesini yerine getirmişlerdir.

S.3) Ölüler için Kur’an okumanın ölülere faydası var mıdır? Kur’an ve sünnetteki yeri nedir?

C.3) Sağ olan kimse Kur’an-ı Kerim okur veya onu dinlerse Kur’an- Kerim’in feyzinden ve oraya nazil olan rahmetten menfaatlendiği gibi vefat eden kimsenin mezarı başında Kur’an-ı Kerim okunurken kalpte hatırlanırsa veya dua edilirse bereket ve nazil olan rahmetten çok faydalanır. Bunun için ücretli Kur’an-ı Kerim’in okunması caizdir. Fakat bazı yerlerde Kur’an-ı Kerim bir veya birkaç kez hatim edilip ondan sonra birisine rast gelirse yanında hazır hatim vardır. Ücret karşılığında, sana veya ölülerine bağışladım, derse, öteki de kabul ederse kesinlikle caiz değildir. Bu ücreti almak haramdır. Verene sevap yoktur. Bir kimse öldükten sonra yedinci gecesine, kırkıncı gecesine, elli ikinci gecesine rastlatılarak hatim ve mevlüd gibi toplantılar yapmanın özellikle de bu gecelerde hayır ve tasaddukta bulunmanın dini hiçbir dayanağı yoktur. İsteyen istediği gece ve günde hatim ve mevlid okutur. Hadiste sabit olduğu gibi Kur’an-ı Kerim’den okunan her bir harfin mükafatı on hasenedir. Bu nedenle her gün kim Kur’an-ı Kerim okursa ahiret ve Allah rızasını kazanmak talep eder.

Kur’an- Kerim’i bitirdikten sonra hatim duasını yapmak müstehaptır. Cemaat halinde Kur’an-ı Kerim okumakta hiçbir engel yoktur. Zira Allah’ın rahmeti cemaatin üzerinedir. Şu halde Kur’an’ın okunması madem ki ibadettir ve bu ibadette sevap meydana gelmektedir. Okuyucu kendi sevabını kime bağışlarsa bağışlayabilir. Bunun için Büyük Melamız Ehmedê Xanî şöyle buyurmuştur: “Ben öldükten sonra bana Fatiha-i Şerif okuyun. Zira Resulü Kibriya şöyle buyurmuştur: Bütün Kur’an’ın yarısı Yasin-i Şerif içindedir. Yasin-i Şerif ise Fatiha-i Şerif içindedir. Fatiha-i Şerif de Be harfinin içindedir.”
‘’soru,cevap”


Evlilikle ile ilgili yorumlar ve cevaplar

Evlilikle ilgili soru ve cevaplar

Sual: Bazı arkadaşlar, evlenmeden önce işledikleri günahları kocalarına söylüyorlar. Söylemek lazım mı?
CEVAP
Hayır, bir kadın, evlenmeden önce işlediği günahları kocasına söylememelidir. Aslında günah hiç kimseye söylenmez! Tevbe edilip bir daha yapılmayan günahları Allahü teâlâ affeder.

Sual: Evdeki işleri kimin yapması lazım?
CEVAP
Hanım ev işlerini yapmaya mecbur değildir. Ancak, erkek de ihsan etmeye mecbur değil. Kadın ev işini yapınca erkek de fazlası ile ihsanda bulunur. Bu işler karşılıklı olur.

Sual: Sokakta eşimizle el ele tutuşup gezmemizde, öpüşmemizde bir mahzur var mıdır?
CEVAP
Kol kola girilebilir. Ancak diğerlerini yapmak hayasızlık olur. Hadis-i şerifte (Haya imandadır) buyuruldu. (Buhari)

O dediğiniz işleri evde, insanların görmediği yerlerde yapmak sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Karı koca birbirine sevgi ile bakınca Allahü teâlâ da onlara rahmet nazarı ile bakar ve ellerini ellerine aldıklarında, günahları parmakları arasından dökülür.) [Râfi’î]

(Erkek hanımının yüzüne sevgi ile bakarsa, bir köle azat etmiş sevaba kavuşur. Tebessüm ederse hac ve umre sevabı, kucaklayıp öperse sıddıklık sevabı verilir. Eğer beraber olurlarsa, günahları çok olsa da, ikisi de mağfiret olur.) [R. Nasıhin]

Resulullah efendimiz, (Hanımıyla cima edene sadaka sevabı verilir) buyurunca, eshab-ı kiram, (Bu işi şehvetle yapan da aynı sevaba kavuşur mu?) diye sordular, (O kimse, şehvetini harama harcamasında [zina falan ederse], günah olduğu gibi, helale harcamasında da sevap vardır) buyurdu. (Müslim)

Sual: Ben jinekolog bir bayan doktorum. Bekaretini kaybeden kızlar, diktirmek için bize başvuruyorlar. Ben müslüman bir doktor olarak bunu yapmayı uygun bulmuyorum. Fakat tesettürlü kızlar da geliyor. Zina etmediklerini tahmin ettiğim bu kızlar, sivri herhangi bir şeyi kastederek, bir kaza geçirdik bizimkini diker misiniz diyorlar. Bunlarınkini dikmem günah olur mu?
CEVAP
Zina edenlerinkini dikmek, onların yaptıkları hileye ortak olmak demektir. Veballi bir iştir. Bu arada kaza ile yırtılanların da olması mümkündür. Bunu tespit etmek tıpça mümkün olmadığına göre, müslüman olan kızların sözlerine itimat etmenizde vebal olmaz.

Sual: Fakirliğe sebep olanlar nelerdir?
CEVAP
Hadis-i şerifte şöyle bildirilmiştir:
Cünüp olarak yemek yemek.
Ekmek ufağını, hor görüp basmak.
Büyüklerin önünde yürümek.
Babasını ve anasını adıyla çağırmak.
Defi hacet yaptığı yerde, temizlemeden abdest almak.
Çanağı ve çömleği, yıkamadan yemek koymak.
Elbisesini üstünde dikmek.
Aç iken soğan yemek.
Yüzünü elbisesi ile silmek.
Evinde örümcek bırakmak.
Sabah namazını kılınca mescidden acele çıkmak.
Pazara, erken gidip, geç dönmek.
Babaya ve anaya, kötü duada bulunmak.
Yemek kaplarını açık bırakmak.
Bir iş yaparken besmele çekmemek.
Zaruretsiz ayakta defi hacet görmek.

Sual: Doğup büyünen yeri, akraba olmasa da ziyaret iyi mi?
CEVAP
Faydalıdır, kalbe rikkat verir.

Sual: S.Ebediyye’de vaty ve cima kelimeleri geçiyor. Bunlar aynı şeyler midir?
CEVAP
Vaty, cinsel ilişkinin genel ismidir. Nikahlı ile olan ilişkiye cima, nikahsız olan ilişkiye ise, zina denir.

Sual: Dinimizde ikinci bir kadınla evlenmenin hükmü nedir?
CEVAP
Din kitaplarımızda şöyle bildiriliyor:

Dört kadına kadar evlenmek, vacib hatta mendub bile değildir. Sadece ihtiyaç halinde izin verilmiştir. Bu bir emir olmadığı gibi, kadınlar da bunu kabul etmeye mecbur değildir. (Nimet-i İslam)

Devlet haram olmayan bir şeyi yasak ederse, bu şeyi yapmak mubah olmaktan çıkar, haram olur; çünkü Müslüman kanuna karşı gelmez, suç işlemez. Bir erkeğin ikinci bir kadınla evlilik için, bu hususta birinci hanımının hakkını koruyan ekonomik ve sosyal şartlar vardır. İkinci kadının da, ayrıca hakları vardır. Bu şartları haiz olmayanın, ikinci bir kadınla evlenmesini dinimiz yasak etmiştir. Zaruretsiz, böyle bir şey yaparak birinci kadını incitmek haramdır. Hayat şartları da, göz önüne alınınca, ikinci bir kadınla evlenmenin caiz olmayacağı açıktır. Örf ve âdete tâbi olan ahkâmın, zamana göre değişebileceğini İslam dini kabul eder. (H.L.O.İman)